Ahirzaman Atlıları


Biz şahs-ı manevînin bembeyaz atlarına binip dört nala gidiyoruz hakikate doğru.
Zaman ahir zaman olduğu için her yer toz toprak. Bu yorulmaz atlarla koşarken, haliyle arkamız toz duman. Dönüp geriye bakmanın ne mânâsı olabilir? Baksak da bir şey görülmez zaten. Şahs-ı mânevî atlarından inip yayan gitmek isteyenlere de diyecek sözümüz yok artık. Karar onların kararıdır. Ama tozu dumanı yutanlar da yine onlar olacaktır. Oluyor da. İçlerinden bazıları pişman olup, izlerimizden bizi takip ediyor, duyuyoruz seslerini. Ama yetişenler maalesef hep az olmuştur. Çok az. Çünkü şahs-ı manevîden çıkanları şahs-ı manevî kolay kolay kabul etmiyor. Çıkmayı bir ihanet telakkî ediyor.

Ömür sermayesi az ve gidilecek mesafe uzun… İsteriz ki durup bekleyelim onları bir yerlerde. Ama olmaz, olamaz. Dedik ya, vakit az ve gidilecek mesafe uzun… Ve geri kabul etmeyen de şahısların üstündeki bir şahıs: Manevî Şahıs (şahs-ı manevî)

Küfürle olan manevî savaş, şu zamanda ahir zaman meydanında gerçekleşiyor. Bu meydanda her şey birbirine karışmış. Kim dost kim düşman bilmek zor, çok zor. Bu manevî cihadın atlıları olarak kimi zaman, hakikate doğru giderken mücahede ettiğimiz de oluyor, yorulduğumuz da oluyor. İn şu attan da dinlen biraz diye sesler işitiyoruz bazen. Ama bu şeytanın ta kendisidir biliyoruz. Ortalık karışık. İner de dinlenmek için uyuyakalırsak gafletten, geri kalkamayabiliriz. Bir düşman veya dost sandığımız birisi gelip haklayabilir bizi zalimce, merhametsizce. Hem dedik ya, yorulsak da inmek yok. Bîtap düşsek de pes etmek yok. Çünkü bu bembeyaz atlar yorulmak nedir bilmezler. Dinleneceksek de at sırtında dinleneceğiz çare yok. Şahs-ı manevîden çıkmak yok. Çıkarsak mazallah, mahvımız normal de olmaz, bunun şuurundayız. Ve bu şuur ile şaha kalkmış atımızın sırtından haykırıyoruz millete: Gelin! Siz de dahil olun bu şahs-ı manevîye! Bu zamanda kurtuluş ancak böyle bir manev”i şahıs ile mümkündür. Ve sakın ha, sakın şeytanın “dur, dinlen” laflarına kanıp inmeyin bu yağız atlardan!

Ey şahs-ı manevî’nin atlarına binmiş ve hakikate doğru dört nala koşturan cengâverler! Ey ahir zamanın tozlu-topraklı yollarında, dumanlı sisli tehlikeli yamaçlarında emniyet içinde berrak bir görüşle en önden gidenler! Elinizde Kur’ân ve Risale-i Nur kılıçları, kumandanınız ahir zamanın yani bu felâket asrının Bediüzzaman’ı Said Nursî’dir. Korkmayınız! Usanmayınız! Cepheyi terk etmeyiniz! Zafer hak yol üzere olanların olacaktır ve ahir zamanda kat’iyyen hak yol üzere olanlar şahs-ı manevînin tayin ettiği yolu takip edenlerdir!

Yeni Asya - Akif Arslan (tıkla)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kağıdı kalemi bırak ve arkana yaslan: Sınav Bitti!

Aksaçlılar! Gençlerin size ihtiyacı var!

Konu Komşu Duymasın!