Kayıtlar

Şubat, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ehemmiyet şahısta değil, şahs-ı mânevîdedir

Resim
Hepimizin malumu bir husus var ki, o da Risale-i Nur çizgisinin ve misyonunun şahıslara, “şahısları itibarıyla” ehemmiyet vermemesidir. Hatta Üstad Hazretleri kendi şahsına dahi ehemmiyet vermemiş ve verdirmemiştir. Öyle de Üstad’ın âhirete intikal etmesiyle, Risale-i Nur’ un “Ehemmiyetli olan şahıslar değil şahs-ı mânevîdir” düsturunu kader de tasdik etmiş, vefatından sonra Üstadımızın bir mezarı dahi olmamıştır. Şahsına bakan yönüyle bedeni vefat ederken, hakikate bakan yönü ile mânevî şahsı ve dâvâsı bâki olarak kalmıştır. Kabri insanların nazarında kaybolurken, anlattığı hakikatler hep gözönünde olmuştur. “Benim çok kusurlu şahsıma hüsn-ü zanla verdiğiniz makamlar cihetinde değil, belki vazife, hizmet noktasından bakmalısınız… Ben, size nispeten kardeşim; mürşitlik haddim değil. Üstad da değilim, belki ders arkadaşıyım… Tesânüdümüzden hâsıl olan bir şahs-ı mânevînin fevkalade ehemmiyet ve kıymeti ve üstadlığı ve irşadı, bize kâfidir. (Emirdağ Lahikası) Çünkü hizmeti ve kemâlatı şah...