Kayıtlar

Mayıs, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Aksaçlılar! Gençlerin size ihtiyacı var!

Resim
Hizmet-i Kur’âniye’de her yaştan Nur talebesine şedîd bir ihtiyaç var. Ve bizim mesleğimizin esasında yaş ile alakalı bir derecelendirme yok. “Zaten mesleğimizin esası uhuvvettir. Peder ile evlât, şeyh ile mürid mâbeynindeki vasıta değildir. Belki hakikî kardeşlik vasıtalarıdır. Olsa olsa bir üstadlık ortaya girer.” 1  Genç heyecanlıdır, tez canlıdır. Bazen çok kararsızdır, bazen de aşırı alıngandır. Gün olur bir bakıştan dahi etkilenip size darılabilir. Sürekli bir motivasyon ihtiyacı içerisindedir. Çünkü gencin bedeni taze olduğu gibi, kalbindeki binlerle lâtife de tazedir. O lâtifeler de kendisi gibi hassas ve kırılgan olabilir. Elbetteki bu bahsettiğimiz tüm gençler için geçerli değil ama ekseri böyledir. Düşünün! Nasıl bir devirde yaşıyoruz? Zaman ahirzaman! Bu vatan gençleri de dahil olmak üzere gençlik ömür sermayesini sorumsuzca ve  gelişi güzel harcıyor. Kimisi kendisini alkolün kucağına atmış, kimisi de nisa taifesinin şeytanın avaneleri kısmına kendini kaptırıp onl...

İnsan Dünyaya Niçin Gelmiştir?

Resim
“İnsan bu dünyaya ilim ve duâ vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir”1 “Hakîm-i Ezelî, inâyet-i sermediye ve hikmet-i ezeliyenin iktizasıyla, şu dünyayı, tecrübeye mahal ve imtihana meydan ve Esmâ-i Hüsnâsına âyine ve kalem-i kader ve kudretine sahife olmak için yaratmış.”2 İnsan dünyaya geldiğinde hayat kanunlarına dair neredeyse hiçbir şeyi bilmemektedir. Yani hayat kanunlarına karşı cahildir. Öyleki ayağa kalkıp yürümeye başlaması dahi 1 yılını alır. 15-20 senede ancak fayda ile zararı etrafındakilerin de yardımı ile “kısmen” fark eder. Ve ömrü boyunca da öğrenmeye muhtaçtır. Çünkü hayat şartları sürekli değişken olduğu gibi kendisi de gayet aciz ve fakirdir. Yani gayet güçsüz ve sürekli ihtiyaç halindedir. Bundan dolayı insan, tekemmülat noktasında doyum noktasına ulaşamaz. Yani insandaki istidatlar hızlı değil yavaş inkişaf eder. Bu ise, insanın öğrenmeye karşı şedit ihtiyacının bir delilidir. Hayvanlarda ise durum farklıdır. Her bir hayvan kendisine lâzım olan istidat ile doğa...

Aşk-ı Hak

Resim
Tenkid, kelime mânâsı olarak lügatlarda “ eleştirmek ” olarak geçiyor. Ancak bu kelimeyi biraz daha detaylı mütalâa etmekte fayda var. Arapça olan bu kelime, aslında “ tengîd ” ya da “ tangîd ” şeklinde okunur. Kelimenin ilk kökeni ise “ gagalamak ”tan gelir. Ancak bu kelimenin kökü “ nakd ”tır. Yani bildiğimiz “nakit para”daki “nakit”. Yani “tenkit” kelimesi en eski kullanımıyla, para gibi değeri olan eşyaların, iyisini kötüsünden ayırt etmek manasında kullanılan bir kelime imiş. Sonradan paraya münhasır kalmamış ve kişileri tenkit, kişilerin davranışlarını tenkit..derken “eleştiri” manasında kullanılmaya başlanmıştır. Hatırı sayılır bir lügat olan Kubbealtı Lügatı’nda tenkitin birinci manası “Gerçeği ortaya koymak maksadıyla yapılan tartışma veya inceleme” diye geçer. Kelime kökeni de aynı lügatta “nakd “para vb.nin iyisini kötüsünden ayırmak”tan tenkid” şeklinde ifade edilmiştir. Üstad Hazretleri İhlâs Risalesi’nde “İhlâsı kazanmak ve muhafaza etmek ve mânileri def etmek için, gelec...