Kayıtlar

Eylül, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Manevi Hastalıklar ve Risale-i Nur

Resim
Risalelerle hemhal olan herkes çok iyi bilir ki bu eserleri okuduğumuzda içimizde anlatılması imkânsız bir coşku, huzur ve saadet hasıl olur. Ve belki de kimi zaman Risalelerden herhangi bir kısmı okurken zihnimiz başka yerlere gider elimizde olmadan. Tıpkı namaz kılarken olduğu gibi. Belki şeytanın bir vesvesesi belki de akıl lâtifesinin hissesini aldıktan sonra tatil-i eşkali... Aklımızı tam mânada odaklayamadan okuduğumuz o dakikalar cennet bahçelerinde dolaşır gibi hisler uyandırır bizlere. Kitabı okuyup kütüphanedeki yerine koyarken de açık bir yaraya pansuman yaptırmışız da ağrımız sızımız azalmış hissi gibi bir his gelir kalbimize. İşte o imanî yaralara sürülen merhemlerin etkisidir Risale-i Nur. Kimi kişilerin bu anlattıklarıma şu şekilde bir itirazı olabilir: “Ben okuduğum zaman hiçbir şey anlamıyorum ve anlamadığım gibi sizin anlattığınız şekilde bir zevk de hasıl olmuyor bende!” Evet doğrudur. Ve yaşayanlar da var bunu kuşkusuz. Ama bu cümleleri sarf eden hiç kimse sonrasına...

Asıl Gündemimiz Risale-i Nur

Resim
Son zamanlarda gündeme bakan yönü ile kendimize bir özeleştiri gerekiyor. Gündem o kadar sıcak ve o kadar kızışmış vaziyetteki neredeyse aklımız fikrimiz herşeyimiz gündemdeki malum çekişmelere odaklandı.Ama bu bizi içten içe kemiren ve imani anlamda ciddi zararlar verebilen bir odaklanma.. Neden mi? Her sabah işyerimize gelip bilgisayarın karşısına oturduğumuzda 1-2 sayfa Kuran okuyup çalışmaya başlamak yerine..önce gündem ile ilgili bir gelişme var mı yok mu diye tüm manşetlere göz atmakla geçiriyoruz o vaktimizi..Hatta çok daha fazlasını..Önceliğimiz Üstadımızın tabiri ile "kalp ve mide dairesi"nden ziyade ta memleket dairesi olmuş maalesef. Ve sonra öğle yemeklerinde bulmuş olduğu boş vaktinde belki de açıp “ne kadar okursam kardır” diyerek 3-5 sayfa Risale-i Nur okumak varken o vakitler maalesef arkadaşlar ile gündem hakkında sıcak tartışmalara sarf ediliyor..Üstelik bu tartışmalarda hakikati anlatmak yerine “benim dediğim doğru” yu ispatlama peşinde koşuyoruz. Sosyal m...