Kayıtlar

Eylül, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

“Bismillah”taki ‘B’nin esrarı

Resim
“İlâhî sırlar peygamberlere inen kitaplardadır, peygamberlere inen kitapların sırrı Kur’ân’dadır, Kur’ân’ın sırrı Fatiha Sûresinde, Fatiha’nın sırrı besmelede, besmelenin sırrı B harfinde, B nin sırrı ise altındaki noktadadır.” Hz. Ali (r.a) Arapçadaki bütün harfler, elifbadaki ilk harf olan “elif”den türemiştir. Uzatılıp eğrilerek, eğrilip bükülerek, altına üstüne noktalar koyularak mevcut diğer harfler oluşturulmuştur. Bunun en sarih örneği “B” harfidir. Elif harfinin altı sola doğru bükülerek altına bir nokta koyulup bu harf elde edilmiştir. Onun içindir ki besmelenin başındaki “B” harfini çoğu hattat “elif” harfine birleştirerek yazar. Mevcut bir elif vardır, ancak o elif okunmaz. “B” harfi ise besmelede çok önemli bir rol üslenir. B, Arapça gramer bilgisine göre bir “harf-i cer” dir. Yani isimlerin önüne gelip, kendilerinden sonra gelen ismin son harekesini kesra (esreli) okuturlar. Harf oldukları için kendi başlarına bir anlam ifade etmezler, ancak isme dahil olduklarında mânâya ...

Ahiret Fidanları

Resim
Kış mevsimi gelince bazı ağaçlar yapraklarını tamamen dökerek kuru kemik gibi bir hale bürünür. Konu ile ilgili yeterli ilme sahip değilseniz o ağaçların diri mi yoksa ölü mü olduklarını anlamak gerçekten de imkânsızdır. Onlar sizin nazarınızda artık ölüdürler. Ama her bahar mevsiminde olduğu gibi o kupkuru ağaçlar tekrar dirilerek yeşeriyor, neşvünema buluyor, rengârenk çiçekler açarak bizlere doyumsuz bir renk cümbüşü yaşatıyorlar. Her bahar aynı şeyleri yaşadığımız için bizlere artık bu ölüp tekrar dirilme hadisesi normal bir hadise gibi geliyor. Ülfet peyda ettiğimiz bu durum, o ağaçların Cenâb-ı Hak tarafından bizlere bir tekrar dirilme dersi verdiği gerçeğini maalesef sıradan bir şeymiş gibi düşündürüp unutturuyor. Evet, nebatatın en önemli manevî vazifelerinden birisi de ölümü her kış, tekrar dirilmeyi her bahar mevsiminde insanlara hatırlatmaktır. O emirber neferler görevlerini eksiksiz yapıyor da biz insanlar bu olup biten hadiselerin işaret ettiği manaları görebiliyor muyuz? ...

Biz Nur Talebesiyiz

Resim
Bizler muhabbet fedaileri. Bizler hayatlarını tek bir noktada birleştirmiş gönül erleri... Bir zamanlar “Biz Nur Talebesiyiz” dediğimde yanımdaki kişilerin bana “enaniyet yapıyorsun” demelerini hiç unutamıyorum. Halbuki kalbim o cümleye şu şekilde cevap vermişti de “enaniyet” lâfını duyar duymaz geri çekilmişti. ”Evet biz Nur Talebesiyiz!” Zira Nur Talebesi demek: Risale-i Nurları kendi malı bilmek demektir. İmana susamış gönüllere Kur’ân’dan süzülen, iman ab-ı hayatını yani Risale-i Nur’u sunmak demektir. 7 güne 70 ders sığdırıp, koşturup hakikatleri daha iyi anlama peşinde olmak, tesanüd ve uhuvvet sırrına mashar olmaya gayret etmek, başka bir deyişle müfritane irtibata azamî dikkat etmek demektir. Elinde Kur’ân, elinde Risalelerle koşmak koşuşturmak demektir. Otobüste, vapurda, arabada, sokakta, kısacası her fırsatta ve her tarafta, okumaktır, okumak, okumak... Kâinatı okumak. Kur’ân’ı okumak. Muhammed Mustafa’yı (asm) okumak. Bu zamana bakan yüzüyle bu üç küllî muarrifin tercümanı ...

Annelik Mesleği

Resim
“İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir. Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve mânevî derslerdir ki, o dersler fıtratımda, adeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Sair derslerimin o çekirdekler üzerine bina edildiğini aynen görüyorum.” (1) İslam, kadına “anne” olması hasebiyle ve başka bir çok nedenden dolayı ciddi ehemmiyet vermiştir. Ancak mimsiz medeniyet, İslamın verdiği bu önemi sanki “islam kadına değer vermez. Çalışmayıp evinde çocuk bakan kadın değersiz kadındır, cahil kadındır” gibi safsataları bizlere yutturma çabası içindeler. Ve maalesef bir nebze de yutturdular. Evladı olan her kadın çok iyi bilir ki annelik çok ama çok zor bir meslektir. Ancak bu meslek bildiğimiz doktorluk, mühendislik nevinden meslekler gibi değil, mesaisi hiç bitmeyen 7/24, ücret beklentisi olmayan ulvi bir meslekti...

Matematik "Allah Birdir" Diyor

Resim
(Bir Matematikçinin Gözüyle Tevhidin İspatı) Bizler, yani insanlar etrafındaki herşeyi kıyas yolu ile anlar ve idrak ederiz. Kıyas yolu ile idrak etmeyi hayatımızın hemen hemen heryerinde kullanırız. Bir meyvenin tadını biliyor ancak karşımızdaki daha önce onu hiç tatmadı ise bu meyveyi karşımızdakinin daha önce tatmış olduğu meyveleri örnek vererek anlatmaya çalışırız veya daha önce tadını bildiği lezzetleri örnek vererek izah ederiz. Ekşi, acı, mayhoş gibi..Veya tadı biraz elma gibi ancak daha ekşisi gibi.. Veya bir yeri tarif edeceksek, karşımızdakinin bildiği yerleri baz alarak anlatırız. Bu da bir nevi kıyas ile anlatmaktır. Daha uzun, daha kısa, daha acı, daha ekşi, daha güzel, daha çirkin, daha keskin bir kokuya sahip vs.. gibi içinde “daha” geçen cümleler de kıyasın farklı bir çeşitidir. Cenab-ı Hak insana kendisini tanıttırmak için “vahid-i kıyasi” olsun diyerek çeşitli cihazlar ihsan etmiştir. Buna verilecek en güzel örnek hepimizin malumu “ene” olsa gerektir. “O ene bir vâhi...