Biz Nur Talebesiyiz


Bizler muhabbet fedaileri.
Bizler hayatlarını tek bir noktada birleştirmiş gönül erleri...
Bir zamanlar “Biz Nur Talebesiyiz” dediğimde yanımdaki kişilerin bana “enaniyet yapıyorsun” demelerini hiç unutamıyorum.
Halbuki kalbim o cümleye şu şekilde cevap vermişti de “enaniyet” lâfını duyar duymaz geri çekilmişti.

”Evet biz Nur Talebesiyiz!”

Zira Nur Talebesi demek:

Risale-i Nurları kendi malı bilmek demektir.
İmana susamış gönüllere Kur’ân’dan süzülen, iman ab-ı hayatını yani Risale-i Nur’u sunmak demektir.
7 güne 70 ders sığdırıp, koşturup hakikatleri daha iyi anlama peşinde olmak, tesanüd ve uhuvvet sırrına mashar olmaya gayret etmek, başka bir deyişle müfritane irtibata azamî dikkat etmek demektir.
Elinde Kur’ân, elinde Risalelerle koşmak koşuşturmak demektir.
Otobüste, vapurda, arabada, sokakta, kısacası her fırsatta ve her tarafta, okumaktır, okumak, okumak...
Kâinatı okumak. Kur’ân’ı okumak.
Muhammed Mustafa’yı (asm) okumak.
Bu zamana bakan yüzüyle bu üç küllî muarrifin tercümanı olan Risale-i Nurları okumaktır.
Hiç tanımadığı insanlara muhabbet besleyip onlar için dertlenmek.
Onlar için Cenâb-ı Hakk’a ney gibi hazin sesiyle niyazda bulunmaktır.
Belki bazen bu avazlarda hüzne boğulup ağlamaktır.
Elmas tanelerine bedel göz yaşlarını Erhamürrahimin’e kâinatın ortak lisanı olan “duâ” ile sunmaktır.
Namazları birlikte kılmak, sonrasında “fa’lemenlehu”yu arzulamak.
“Sen ona buna niçin sataştın” diyenlerin farkına varamamak .
İmansız gönüllerdeki yangının içinde, evlâdın kokusunu alabilmek.
O gönlün bizzat kendi “evlâdın” olduğunu tahayyül edebilmek.
Ve hatta tahayyülden öte aynelyakin hissetmektir.
Hizmet uğruna kolu kanadı kanayanlarımızın, kalbi ciğeri pare pare olanlarımızın, yerlere damlayan kanlarının “Risale-i Nur” yazdığını görebilmek.
Göremeyince de kendi talebeliğimizden şüphe etmek demektir, yoksa onunkinden değil.
Kısaca uhuvvette fani olmak, kardeşte fani olmak, tefani sırrına mazhar olmak.

Deme sakın bana:
“Anlatma bunları, anlatırsan adına “enaniyet” denir”.
Deme çünkü;  biz ne yaptıysak Allah rızasına yaptık.
Fani olduysak kardeşlerimizde olduk.
Yani sende olduk.
Bizim için değil sadece, senin için de bu yapmalar, çırpınmalar, koşuşturmacalar.

Senin için yapılana enaniyet değil “hizmet” denir.
Evet  “Biz Nur Talebesiyiz.”

Yeni Asya-Akif Arslan (Tıkla)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kağıdı kalemi bırak ve arkana yaslan: Sınav Bitti!

Aksaçlılar! Gençlerin size ihtiyacı var!

Konu Komşu Duymasın!