Aksaçlılar! Gençlerin size ihtiyacı var!


Hizmet-i Kur’âniye’de her yaştan Nur talebesine şedîd bir ihtiyaç var.
Ve bizim mesleğimizin esasında yaş ile alakalı bir derecelendirme yok. “Zaten mesleğimizin esası uhuvvettir. Peder ile evlât, şeyh ile mürid mâbeynindeki vasıta değildir. Belki hakikî kardeşlik vasıtalarıdır. Olsa olsa bir üstadlık ortaya girer.” 1 

Genç heyecanlıdır, tez canlıdır. Bazen çok kararsızdır, bazen de aşırı alıngandır. Gün olur bir bakıştan dahi etkilenip size darılabilir. Sürekli bir motivasyon ihtiyacı içerisindedir. Çünkü gencin bedeni taze olduğu gibi, kalbindeki binlerle lâtife de tazedir. O lâtifeler de kendisi gibi hassas ve kırılgan olabilir. Elbetteki bu bahsettiğimiz tüm gençler için geçerli değil ama ekseri böyledir.

Düşünün! Nasıl bir devirde yaşıyoruz? Zaman ahirzaman! Bu vatan gençleri de dahil olmak üzere gençlik ömür sermayesini sorumsuzca ve  gelişi güzel harcıyor. Kimisi kendisini alkolün kucağına atmış, kimisi de nisa taifesinin şeytanın avaneleri kısmına kendini kaptırıp onların bıçaklı bacakları ile kalbini ruhunu yaralıyor. Çoğunun binlerce lâtifesi yara bere içinde. Kimisinin de kalbi çoktan ölmüş. İşte böyle Cenab-ı Hakk’ın yasaklarının bu derece câzibedar hale getirildiği bir zamanda bu câzibeye en çok maruz kalan da maalesef gençlerimizdir. Ve en çok da onları muhafaza ile ak saçlılarımız yükümlüdür. Yanlış anlaşılmasın bu yükümlü olma hali onların üzerinde otoriter bir baskı kurmak ile değildir. Aksine, müfritâne irtibat halinde, aziz Üstadımız gibi gayet müşfik hal ve hareket ile. Onların bir takım yanlışlarını hatalarını dişe dokunur değilse görmezden gelerek, mutlak ikaz edilmesi gerekli bir hadise ise mutlaka kavl-i leyyin ile. En ufak, sert bir tavrımla onu kırabilir, hizmet-i kuraniyeden uzaklaştırıp onu bu cazibedar ahirzaman cehennemi içerisine atabilirim endişesini taşıyarak. Daha cehennem gelmeden cehennemde yanmasına sebeb olabilir, hem bu dünyada hem ahirette cehennemi yaşatabilirim korkusu ile..

Ak saçlılarımız tecrübeleri ile zirve yapmıştır. Senelerin ve herbir tecrübenin yüzlerine attığı çizikler ile yaşlanmışlar, her yaşadığı ile belki de saçına bir ak düşüp böyle bembeyaz bir sarığı başlarına geçirmişlerdir. Bu tecrübeler, kavl-i leyyin ve müfritane irtibat ile birleştiğinde anlam kazanıyor. Aksi halde sert ifadeler zaten bir tecrübesizliğin delili değil midir. Unutulmamalı ki “Risale-i Nur’un mesleği, nezihâne ve nazikâne ve kavl-i leyyindir.” 2 

Her olay karşısında önce bir empati ile meseleye yaklaşmak karşımızdaki genç için takınılacak en güzel bir tavırdır. Önce gencin yerine koymalı kendisini. “Böyle kavl-i leyyin ile dememin rağmına hâlâ düzeltmiyor kendisini” deyip kavl-i leyyin ve olgunluk çizgisini kaybetmemeli. Çünkü unutulmamalı ki, çoğu gencin iki kulağı da deliktir. Birinden giren söz ötekinden çıkıp gider. Ama geçip giderken içeriye temas da eder. Ede ede ruhuna da işler ve nihayet anlar hakikati. Mesele ona yanlışını göstermek değil hakikati ve doğruyu gösterip yanlışını onun anlamasına müsade etmektir. Diyorum ki bir çivi çakıyorsunuz o gence. Çivi elbetteki acıtacaktır. Genç elbetteki buna müsade etmek istemeyecek, direnecektir. Ama siz buna mecbursunuz ve ses çıkartmadan çakmak zorundasınız. Onun için çekice usul usul vurmalı. Haliyle usul usul ve hafif hafif vurunca ilk darbe ile çakılamıyor çivi. Belki onlarca, yüzlerce kez vuracaksın. Acıtmadan hafif hafif telkinatta bulunacaksın. Sakın! Sakın! Yanlış anlama! “Çivi Çakmak” deyince bir istibdat akla gelebilir. Teşbihte hata olmasın! Bu çivi senin istibdadın değil, nasihatındır!

Deme ki “Gençler bize kıymet vermiyor!” Hele ak saçlım sen bir yanaş şu gence, gir koluna. Halini anla, derdini anla... Adam, koluna bacağına sarılmış ve onu cehenneme doğru çekmeye çalışan yüzlerce cazibedar, ateşten, kalın, günah ipleri ile mücadele içerisinde. Kan ter içerisinde. Belki de anlamayan taraf sensindir ne dersin? Sen elini ver hele ona... Büyüklük eğer birisinde kalacaksa, elbette bu önce büyük olan sana yakışır. Sen hele yap bunları, sonra hâlâ “kıymet vermiyorlar” diyorsan tekrar konuşalım...

Dipnotlar: 1-Yirmi Birinci Lem’a  2-Yirmi Üçüncü Lem’a

Yeni Asya - Akif Arslan (tıkla)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kağıdı kalemi bırak ve arkana yaslan: Sınav Bitti!

Konu Komşu Duymasın!