Yeni Asya ve Şahs-ı Manevi
Yeni Asya'da yayınlanan yazılar, bir şahsın değil bir Şahs-ı manevî' nin mürekkebi ile yazılıyor. Yazarlar için bazen öyle oluyor ki, satırlar ilham pınarlarından şarıl şarıl akıyor. Sonra dönüp yazdığına bakınca “Bunu ben mi yazmışım? Halbuki ben bunu yazmaktan acizim. Hayır! Bunu yazan ben olamam!” diyor o yazar. Yazdıran Cenab-ı Hak ve vesile olan da bu aziz cemaatin şahs-ı manevisidir. Bu şahs-ı manevinin mukaddes havuzu ne ile dolu ise şahs-ı manevinin kalemşörleri de onu yazıyor.. Yani yazdırılıyor.
Yazar kardeşlerden birisinin paylaştığı ve başına sıkça gelen acip bir hadiseyi siz değerli okurlarımızla şevke medar olması için paylaşmak isterim:
Bir mesele hakkında gönül dolup taşınca o taşanlar ziyan olmasın deyip alıyor eline kalemi ve yazmaya başlıyor.. Yazarken düşündüğü sadece ve sadece Hizmet-i Kuraniye ve Allah rızası.. Ve nihayet gönül pınarı “bu kadar yeter” deyip “dur” dediğinde tamamlıyor yazıyı. Ve tashih için eline alıp o az önce yazdıklarını başlıyor tetkik ederek kendi yazmamış gibi bir dış göz ile okumaya. İnanır mısınız, bazen öyle oluyor ki kendi yazdığı yazılarda manasını bilmediği kelimeler kullandığını fark ediyor. Açıp lügattan bakıyor “bu ne demek” diye. Ve tam da o cümleye uygun ve o anlatılmak istenene uygun bir kelime kullanılmış olduğunu şaşırarak fark ediyor.. Demek yazan o değil.. Bir şahs-ı manevi tarafından yazdırılıyor..
Üstad hazretleri ilhamın dereceleri var diyor ya hani.. Demek gaye sırf livechillah olunca o zaman ilhamdaki perdeler de azalıyor. Şüphesiz ilham perdelerinin en aza indiği eser Üstadımıza ilhamen yazdırılan “Risale-i Nur” dur. Yani, Üstad hazretleri bir baz istasyonu gibi ilahi makamdan kendisine gelen sinyalleri “Yaz Gardaşım!” diyerek Nur Santralleri olan “yazıcılara” iletip telif edilmesine vesile olmuş. Ama görüyoruz ki Risale-i Nur'da onlarca farklı ağabeyin yazdığı mektup da mevcut.. Bu mektuplar da Nurlara dahil edilmiş.. Bu eserler ilhamen yazdırıldığına göre demek o ağabeylerin yazdığı mektuplar da ilhamen yazdırılmış. Ve Üstad hazretleri de onları Risale-i Nurlara dahil etmiş. Demek bu dava bir şahsın veya şahısların değil şahs-ı manevinindir... Demek bu eserlerin sahibi bir şahıs veya şahıslar değil bir şahs-ı manevidir!
İşte bu sırdan dolayı biliyoruz ki Şahs-ı manevimiz bu nevden bir ilhama mashardır. Ve gazetemizin herbir yazarı şahs-ı manevimizin gazete vasıtası ile bir temsilcisi olması hasebiyle ilham pınarlarındaki nurdan mürekkeplerin kağıtlara açılan, kalemden musluklarıdır. Musluk, havuzda ne varsa onu akıtır. Onun içindir ki bu kalemlerden sadece hakikat ve nur akıyor. İşte onun içindir ki gazetemizdeki herbir yazıyı okuyunca “İşte ben de tam olarak bunu demek istemiştim! Ben de böyle düşünüyordum!” diyoruz...
Şahs-ı manevi yazıyor..Şahs-ı manevi basıyor..Şahs-ı manevi okuyor..Yeni Asya sadece bir şahsın değil milyonlar kuvvetinde olan bir şahs-ı manevinindir. Onun içindir ki bileği bükülmüyor ve bükülemeyecek inşaallah.

Yorumlar
Yorum Gönder